Şiir

Lavanta Kokulu Anılar Sandığı

IMG-20180923-WA0002Yıllanmış şarap tadındadır
Yüreğimizdeki dostlar, dostluklar.
Yaşanmışlıklarla doludurlar.
Her daim nefes alan anılarda saklı dururlar .
Her daim gün ışığına çıkmayı beklerler.

Çevirdikçe sayfalarını anıların ,
Bazen kurutulmuş bir dal papatya,
Bazen sararmış bir kağıttaki
“Canım arkadaşıma…“ notu,
İlk günkü heyecanıyla
saklı durduğu mahremiyetten
çıkıverir karşımıza.

Hırpalanmış yürek dile gelir,
Ciğeriniz yanar,
İçinizden bir şeyler kopar gider,
Eksilirsiniz eksildiğinizle bir kez daha yüzleşince.
“ Çok ama çok özledim.” dediğini duyarsınız gönül sesinizin.
Kimseler işitmeden ,
Kimselere işittirmeden ,
İçinize dökülürler damlacıklar usul usul.
Kimi keskin cam kırıkları doludur,
Kanatır dilim dilim kesikleri.
Kimi tadı damağınızda kalmış hikayelerle,
Ayaklarınızı yerden keser,
Uçurur kelebeklerinizi rengarenk kanatlarıyla. Okumaya devam et “Lavanta Kokulu Anılar Sandığı”

Şiir

Kör Karanlığın Yarenleri

Simsiyah ipek elbisesi üstünde,
Başında eşsiz inci tokası Dolunay,
Boynunda yıldızlardan paha biçilmez bir gerdanlık gecenin.
Sessiz , sakin ,dupduru.

Mağrurdur eğmez başını bu yürek
Kafa tutar gündüzün çirkinliklerine
Yok sayıp kötülükleri, yıldızlardan göz kırpar
Yeryüzüne serpiştirilmiş güzelliklere.

Masum bir ciğerparesini görmeye dursun,
Hemen işe koyuluverir bir an bile düşünmeden,
Gerdanlığından bir yıldız kaydırır,
Tılsımlı dilekleri gerçekleşsin diye.

Gece soğuktur , ayazdır, yalnızdır kendi sessizliğinde kendine,
Ama !
Şefkat dolu yüreği bir o kadar da kollayandır,koruyandır, sarıp sarmalayandır.
Görünmez kılar yırtıklarını, söküklerini,
Kimselere sezdirmeden.
Duyulmaz yapar sessizliğin içindeki acı çığlıkları.
Bilinmez çaresizliklere derman olur.
Çiğdemli gözlerden akan damlalara saklanmış acılara mendil olur.
Hıçkırıklara boğulsalar ,yağmur olup siler dünden nemli kalan mahzun gönülleri,
Kimselere hissettirmeden.

Benzersizdir ,uyku nedir bilmez.
Gözlerini bir an bile kırpmaz,     Nöbettedir her daim.
Uykusuz, yorgun,perişan yüreklerin başında nöbet tutup , uyku olur.

Her bir sokağa ,her bir yuvaya ,her bir ıssız köşeye kurar çilingir sofrasını kör karanlık,
Birlikte demlenip pejmürde yalnızlıklarla , yarenlik edip yaren olur.
Kimseleri kırmadan ,
Kimseler duyup bilmeden,
Kimseler öğrenmeden,
Anlamadan ,anlatmadan,
Dillendirip incitmeden .
Asaletinden ve adaletinden ödün vermeden.
Aydınlık yarınlara kavuşturur .
Yılmadan,yıldırmadan,tüketip tükenmeden.
Aynur Ateş Aydın 2018

Şiir

Nasır Tutmuş Gönül

Yorgun gönül yine hırçın dalgalarla boğuşuyor,
Bir tokat gibi çarpıyorlar yüzüne, acımasızca.
Sessiz çığlıkları ,derinliklere karışırken,
Yelkenler ,kirpiklerini kıskanmış, sırılsıklam.
Dertli dümen ,düğüm düğüm olmuş yüreğe,
yaren olup çare olmak için savaşıyor.

Köpük köpük mavi sularda,
Derinlik sarhoşluğuna kapılmış avare gönül biçare.
Yüreğinde kopan bu fırtına kesmiş nefesini sanki,
Tutsak almış kendine.
Yürek, soluk soluğa kalmış üşüyen bedeninde.
Merhem olmak istercesine ,
Nasır tutmuş yürek sayısız derin kesikleriyle .
Saklanmış ,saklamış,kilitlemiş kilitlenmiş yüreğini kendi yarattığı mahremiyetinde.

Kaç fırtınanın öfkesiyle savaşmıştı oysa.
Sayısız deli rüzgarların ,yel değirmenlerinin karşısına dikilmişti, bir an bile düşünmeden.
Ama şimdi…
Ağlara dolanmış çırpınan bu gönül,
En hüzün kokan paresinden ,
Döküyor üzeri çiğdemli yapraklarını,
Bir daha yeşermek istemezmiş gibi.

Halbuki bu kaçıncı sonbahar yüreğinde,
Bu kaçıncı soluksuz savaş,
Bu kaçıncı yakarış,
Bilinmezliklerde.
Kendi de bilmez.
Bilinmez…

Aynur Ateş Aydın 2018