Şiir

Çıkmaz Sokakların Anahtarı Umutlar

Hani yürüyüşe çıkarsınız,
Sakin ,huzurlu patika bir yolda.
Önünüze çıkıverir,
yaşını başını almış,görmüş geçirmiş bir ıhlamur ağacı.
Sizi öyle bir davet eder ki yamacına,
Daveti kabul etmemek imkansızdır.
Oturuverirsiniz gölgesine,
Yaslarsınız sırtınızı güçlü ve kalın kabuklar bağlamış gövdesine.
Genç, yaşlı ya da körpecik dallarıyla hafif hafif selam verirken,
Çiçeklenmiş tomurcuklarıyla duyduğu gururu ise duruşundan bellidir.

Gözlerinizi kapatıp dinlemeye başlarsınız,
tomurcuklarla gurur duymanın hikayesini.
Anlatır size tane tane hiç gocunup gücenmeden.
Ne kara kışlar , ne fırtınalar geçirmiştir yıllar boyunca.
Her seferinde dökmüştür bütün yapraklarını.
Her seferinde ne çok kırılmıştır kolu kanadı.
Köklerine kimler balta vurmamıştır ki!
Kimler kainata açık yüreğini
bir an bile düşünmeden,
dağlayıp parçalamamıştır ki!

Her bir darbe onu daha da güçlendirmiş,
Her bir kesik onu daha da olgunlaştırmıştır.
Ve her düştüğünde kalkmasını bilip,
Baharın geleceğinden hiç şüphe etmeden,
Sabırla, umutla beklemeyi bilmiş,
Köklerinin bağlı olduğu toprak anasına daha da sıkı tutunup,
Kaldırıp başını dimdik gökyüzüne,
Kollarını açıp yemyeşil yapraklarıyla,
Buram buram umut kokan tomurcuklarını ,
kondurmuştur azimle yeşermiş yapraklarının kucağına.
Sonra haykırmıştır erişebildiği kadar uzaklara.
Mis gibi kokan umuduyla ,çiçek çiçek gülümseyip kucaklaşmıştır, bağrından geldiği tabiat anayla.

Yıkılmadım işte !
Aksine;yenilendim,tazelendim derken ,
Hemen ardından eklemeden geçmez azminin kararlılığını.
En sert rüzgarların ,fırtınaların inadına buradayım.
Hem de köklerimden dallarıma kadar ,bedenime halka halka işlenmiş,
tomurcuk tomurcuk umutlarımla.

İşte umut böyle ayağa kaldırır herkesi.
Sabaha başka bir güzel uyanırsınız.
Çünkü bilirsiniz her yeni günle doğan Güneş,
umudun ta kendisidir!

Her akşam günbatımıyla kaybetmezsiniz asla umudunuzu.
Çünkü bilirsiniz en karanlık geceleri aydınlatan yıldızlar ,
Siz göremediğinizde de,
hep oralardan size bakıp,
göz kırpmaktadırlar ışıl ışıl gülümseyerek.

Hiç kuşku duymazsınız,
Her yokuşun bir inişinin olacağından.
Her bir zorlukla kavrulur , her bir düşüşte tekrar ayağa kalkarsınız,
Yüreğinize ekilmiş umudun tohumlarıyla.

Mesela; bir minik dalı kırılır,
Büyük bir ihtimamla, gözünün içine baktığınız ,
saksınızda büyütmeye çalıştığınız çiçeğinizin.
Hemen toprak anadan yardım alıp,
Bir avuç toprağın kucağına daldırıp,
Bir yudum suya kattığınız sevginizle,
Umudunuzun yeşermesini beklemeye başlarsınız.
Her gün ama her gün sevgiyle sarıp sarmaladığınız çiçeğinizi,
Kaybetmediğiniz o sımsıcak, o inanılmaz azimle,
Yeşertirsiniz tekrar yeniden.

Her çıkmaz sokağın tek anahtarı,
Yüreğinizi pır pır ettirip,
Hayatınıza nefes aldırıp,
yaşanılır hale getiren,
tüm yüce duyguların kardeşi,
rengarenk umutlarınız,
Katar sizi önüne ve alır götürür
Yaşamın en şahanesine.

Aynur Ateş Aydın 2019

Şiir

Kalabalığın İçindeki Biçare Yalnızlık

Hani şöyle bir nefes almak isteriz de
Atarız ya kendimizi yeşil alanlara.
Yeşil alanlar derken yanlış anlaşılmasın!
Ormanlara,kırlara filan değil yani,
Hani metreyle satılan yapay yeşillere.
Veya şöyle sakin bir yürüyüş deniz kenarında,
Ve ardından da tavşan kanı bir çay.

Çıktığımıza pişman oluruz zaman zaman.
Hayır hayır sanırım biraz pinti davrandım.
Zaman zamandan çok öte, çoğu zaman.

Yürümeye başlar başlamaz,
Yerdeki çöplerle kaşlarımız çatar.
Toplamadan edemeyiz söylene söylene.
Enginlerin iyot kokusunu içimize çekip,
Maviliğin huzurunda,
İzlemek isteriz doya doya, köpüklerin beyaz ve mavi dansını.

Birden tılsım bozuluverir,
Bir gürültü bir patırtıyla irkiliriz.
Bankların üstüne tüneyip,
Oturduğumuz yerlere ayaklarıyla basıp,
Umarsızca eğlenirler,
Bir tek onlar varmış gibi bu alemde.
Gürültüleri yetmezmiş gibi,
Çekirdek çitlemelerinin
çatlak seslerini de eklerler bu dramın içine.
Bu defa söylenmekte rahatlatmaz bizi.
Sövmeye başlarız içimizden.
Evet ,içimizden,kimse duymaz, kimse bilmez.
Bu zehir yüreğimizi deler geçer,
Her seferinde canımızı daha da çok yakan yaralar açar.

Çaresizlik yüreğimizden çıkıp
yüzümüzü esir alınca,
Çağımızın yepyeni ilk çağ modeli insanlarına bakıp donakalırız.

Omuzlarımıza çöken umutsuzlukla,
Yüreğimizin gitgide daraldığını hisseder,
Ve  ayrılırız hemen oradan.

Yollara düştüğümüzde de
peşimizi bırakmaz,çağ atlamış ilk çağ modeli insanlar.
Trafikte seyir halinde giderken,
Aslında gidemez oluruz.
Üstüne beyninizi delen,
Birtakım insanların uzvu haline gelmiş,
Israrla ve uzun uzun basılarak çalınan korna sesleriyle,
Tükenmişliği,
Kural kaide tanımayan,
İnsan yığınlarının arasında da,
Kaybolmuşluğu yaşarız.

Evimizden çıkma amacımızı bile çoktan unutmuş olarak,
Tek kelime edecek soluğumuz dahi kalmamıştır evimize döndüğümüzde.
Ve sonra mırıldanır dudaklarımız,
O çok bilindik cümleyi.
“Kalabalığın içindeki yalnızlık”

Yüreğimizin sesini dinleyip,
Aydınlığı kirletenlere karşı dimdik ayakta kalmaya,
Delicesine çarpan bir büyük yürekle and içeriz korkusuzca.

Aynur Ateş Aydın 2019

Şiir

Yürüyeceğiz Arkadaşlar

Bu sabah heyecandan şafak erkenden uyandı.
Yatağı yastığı bulutları hemencecik topladı.
Neden mi?
Bu sabah ufuktan doğan Güneş,
19Mayıs 1919’da doğan ,
Sarı saçlı mavi gözlü Güneş’in ta kendisiydi.

Dağıldı bütün kara bulutlar,
İzbelere saklanmış karanlıkların gözleri görmez oldu,
aydınlığın o göz kamaştıran benzersiz ışığından.
Masmavi gökyüzünde aydınlığın en şahanesi ışıl ışıl,
Engin suların köpüklerinde aydınlığın en durusu pırıl pırıl,
Yüreklerin içindeki aydınlığın en tertemiziyle birleşip,
Yüzyılın anlatılamaz umudu ,
Yaşanılası mutluluğu,
Övünülesi gururu,
Haysiyetin övünç kaynağı ,
“Yine yeniden ,yine yeniden “
diyebilmenin coşkulu heyecanı oldu.

Bugün yüreklere doğan Güneş,
Gönülleri umutla doldurdu.
Ufuktan doğan Güneş,
Gökyüzünün maviliklerinden haykırdı doyasıya,
“Yürüyelim arkadaşlar ,ufuktan doğan Güneş ‘e doğru .” diyerek.
Gururla,şerefle,onurla yürüyelim,
Yılmadan ,yorulmadan yürüyelim arkadaşlar diyerek.

Masmavi gözler,
yüreklerin içini taptaze umutlarla aydınlatıp,
Tadına doyulmaz bir heyecanı
Tekrar tekrar yaşanası duygular albümünün,
En eşsiz bölümüne mıh gibi çaktı.
Hem de en cesurca,
Hem de daha da çok artan umutlarla,
aydınlık geleceğin kanatlarını
Öyle sakin öyle hafif kaldırdı ki,
Masmavi göklerde özgürce uçurdu kanat kanat.
Çünkü bugün bambaşka doğdu Güneş.
Çünkü bugün bambaşka uyandı sabaha , yürekli yürekler.
Sonsuza kadar el ele gönül gönüle verip,
Karanlıkları aydınlıklarla boğup,
Yer gök masmavi oluncaya dek,
Yürüyeceğiz sonsuza dek,
damarlarımızda durmadan akan kandan,
muhtaç olduğumuz kudreti alarak,
Gücümüze güç katmaya devam ederek,
Yürüyeceğiz yürekli yüreklerle,
Yürüyeceğiz arkadaşlar .
Hiç durmadan ,hiç yorulmadan,
Pes edip ,bıkmadan,
Yürüyeceğiz.
Sarı saçlı mavi gözlünün çizdiği,
Aydınlıklara,çağdaşlığa giden ,
Altı kardeş ilkenin taçlandırdığı
O ışıklı yoldan.
Yürüyeceğiz arkadaşlar.

Aynur Ateş Aydın 2019