Şiir

Bir Zamanlar Bizim Oralar

Benim kollarım dallarımdır.
Cansiperane göğsüm,gövdemdir.
Ayaklarımsa köklerimdir.
Çocuklarım tohumlarımdır.
Gelecek nesillerimse,
Çiçek çiçek gülümseyen
Envai çeşit meyvelerimdir .
Peki ya yapraklarım?
Yapraklarım ise yüreğimden dökülenlerdir.

Dilim ağzım yoktur ki derdimi dile getirecek,
Derdimi anlayacak dostum da olmayınca,
İşte o zaman solar betim benzim, Sararır yapraklarım birer birer,
Ve üzerlerinden damla damla akar
gözyaşlarım
şafak vaktinin ayazında,
Sessiz,soluksuz ve çaresiz.

Kolum kanadım düştü mü bir kere,
Yemeden içmeden kesilir.
Yüreğimden haykıran çığlıklarımın ümitsizliğinde,
Köklerim gövdeme hükmedemez oluverir.
Zayıflar ve kurur,
bedenimi kaplamış yemyeşil yaşama ümidim.

Artık köklerim tutunamaz olur sıkı sıkıya hayata,
Bırakınca ellerimi ,titrer ayaklarım.
Günden güne heybetli günlerime elveda derken,
Bitap düşüp ,per perişan olsamda,
Pes etmem asla,
Pes etmem! Okumaya devam et “Bir Zamanlar Bizim Oralar”

Şiir

Doya Doya Yaşamak Mutluluğu

Masmavi gökyüzünün yüreğinde,
Anlatamadığı ,adını koyamadığı garip bir his.
Her saniye sıkıştırılan bir kelepçe boğazında.
Ağlamak ister içinden geldiği gibi hüngür hüngür,
Ama nafile , yutkunamaz bile.
İçinde binlerce düğümden
kocaman bir kördüğüm.

Atar kendini ordan oraya,
Gürler gürleyebildiği kadar.
Çattıkça kaşlarını yer yerinden oynar.
Gözlerinden ateşler çıkınca,
Önünde kimseler duramaz olur
Dur durak bilmeden
Çarpar dağa ,taşa,uçsuz bucaksız tepelere,çayırlara,ovalara.

Prangalarından kurtulur kurtulmaz,
Öfkesini anlayabilecek tek bir yere koşar.
Öyle ki ,soluk almayı unutmamak,
Tık nefes kalmamak için
gürledikçe gürler.

İçine akıttığı gözyaşları bulut olur,
Kapılır rüzgârın en delisine.
Sonra başı dumanlı dolaşır avare avare,
karalar bağlamış maviliklerin içinde.

Sonra mı?
İşte ne olursa ondan sonra olur.
Bir feryat figan kopar,
Oluk oluk döker içini ,
dağlara,taşlara ,denizlere, ırmaklara,ovalara,yaylalara.

Yüreğinden dökülenlerin her biri,
Evet ya her biri,
Bir an önce kavuşabilmek ister
Herkesi kucaklayan toprak anaya.
Koynuna sokulup,
İliklerine kadar hissetmek ister,
Herkese yeten ,bitmek bilmeyen
o yüce sevgisini.
Hissedip soğutmak ister,
İçinde birikmiş öfkesini,
kederini, hüznünü,çaresizliğini.

Yüreğini dinlendirip,
Arındırmak ister gamlı hayatın
figüranlarından.
Asıl kahramanlara yer açıp,
Hayatı doya doya yaşayıp,
Yaşatmak ister yılmadan,yorulmadan.

Ciğerlerine bayram ettirip,
Derin derin soluk almak ister.
Yüreğine şenlikler kurdurup,
Her daim hayatın tadını çıkarmak ister.
Anı kaçırmadan,
Mutluluğun müdavimlerinden olmak ister.

Mutluluğun, masmavi gökyüzünü kapladığı,
Güneş’in,Ay’ın ,yıldızların,
ışıltılar diyarı Samanyolu’nun,
Gülümseyen bakışlarının altında,
Koskocaman ve bembeyaz kanatları olan bir Dünya’da yaşamak ,
Evet ya ; hem de dolu dolu ,tadını çıkara çıkara,
Her bir güzelliğin güzel olarak kalabildiği,
Ormanların,çiçeklerin,hayvanların,
Dağların,ırmakların ,okyanusların,
Korunmasına gerek kalmadığı ,
Bembeyaz masumiyetin kanatlarının sarıp sarmaladığı ,
Kötülüğün içeri asla giremediği,
Hayatın paylaşmak olduğu,
Korku, endişe ya da kavganın bilinmediği,
İyilik tılsımının bozulmadığı bir
Dünya’da ,
Yaşama ve yaşamaya doymak ister.

Aynur Ateş Aydın 2019

Şiir

Yaşamın Anahtarı Umut

Kıpkırmızı fularını sarar masmavi ufkun gerdanına.
Gamzelerine kondurduğu tebessümleriyle,
El sallar koskocaman açarak kollarını.
Bilirsiniz ya, hep en zorudur her zaman,
Bir sonraki gün buluşacağınızı bilseniz bile,
“Hoşçakal !” diyebilmek.

Bütün zerafetini koyar ortaya,
En erdemlisinden bir mütevazılıkla.
Yorgun düşmüş gün, ağır ağır kapatırken perdelerini,
Şövalesindeki uçsuz bucaksız tuvalini,
Eşsiz bir sanat eserine dönüştürür.
Öyle ki;
Fırçasının renklerle yaptığı dansı izlerken,
Tadına doyum olmayan bu gösterinin içinde kaybolup gider,
Ve hatta hayranlığınızı gizleyemez olursunuz.

Yüreklere sevgiyi ekerken,
Gözlerinizin içine tebessümün ışığını kondurur.
Ve buluşturuverir kor kırmızısı ufuk çizgisiyle.

Her bir yüreğe dokunmuştur,
en incesinden ipek fırçasıyla.
Ateş kırmızısı yüreğiyle,
Elini eteğini çekerken rengarenk selamlamasıyla,
Aslında “Merhaba!” demektedir başka diyarlarda bekleyen yarenlerine, gönül dostlarına.

Sabırsızlıkla bekleyen karanlığın incisi ,
Çoktan hazırlığını yapmış,
Her zamanki gibi çok şık ,
İnci beyazı gece elbisesi ve yıldızlı gerdanlığıyla,
Uğurlamaya gelmiştir,
Aydınlığın ve renklerin tahtının efendisini.

Akıllarından çıkarmadıkları tek şey vardır her zaman,
Umut .
Umut yaşamın anahtarıdır ya,
Hiç yılmadan beklerler,
O sayılı dakikaların içine sığdıracakları ,
hasret dolu buluşma anını. Okumaya devam et “Yaşamın Anahtarı Umut”