Deneme

Mavilikler Masasındaki Sevgi

Dupduru , sakin bir sabah.Güneş uyandı uyanacak sıcacık yatağında. Deniz kahvaltı masasını hazırlamaya koyulmuş, ütülemiş masmavi yosun kokulu masa örtüsünü ,sermiş derinliklerin üstüne itinayla.Sedeften tabaklar dizilmiş, çatal bıçaklar intizamlı yerli yerinde eşlik ediyorlar sedef saplı smokinleriyle.Ya deniz minaresi bardaklara ne demeli.Hazırlanıp gelmişler bütün zerafetleriyle, kendilerine ayrılmış yere oturmuşlar zarifçe.
Çiçeksiz masa olur mu?En nadide kırmızı mercanlar şenlendirmişler mavilikler sofrasının ortasına taht kurarak.
Üstünde dumanı tüten bakır semaverde bir keyifli ki ! hiç sormayın.Hazırlamış tavşan kanı çayını ,tadını çıkara çıkara ,yüreğiyle demleniyor mavi enginlere doğru. Bekliyor emektar gönüllere sımsıcak bir yudum olabilmek için.
Peki ama denizin çenesi düşük müdavimleri martılar nerede? Sabah nöbetini çoktan devralmış,bekliyorlar mavilikler masasının başında sabırsızlıkla.
Ya can dostları yunuslar! Okumaya devam et “Mavilikler Masasındaki Sevgi”

Deneme

Körpecik Bedende Koskocaman Bir Yürek

Minicik bedene sığmış, koskocaman bir yürek.Küçücük ama bir adam olmuş , en korkunç bencilliklerin kol gezdiği, acımasızlıklar dünyasında.
Arkadaşları bir plastik kova, bir kaç demet boynu bükük çiçek.Eğri büğrü ama en dürüstünden gönül dostları parke taşlar; sırayla nöbet tutarken , asfaltın siyah yüzü bir minder olmuş ,elinden geleni yapmaya çalışırcasına mücadele veriyorlar.
Uyuyacağı konforlu yatağı,
üstünü örtecek sıcacık yorganı,
başını koyacağı yumuşacık yastığı, çok ama çok uzaklarda.
Hayatın yükü öyle ağır ki! Minicik başı çelimsiz bedeninin omuzlarına düşmüş.Sabırsızca bekleyen yorgun , uykusuz yarınlara direnmeye çalışıyor.
Kovası sarıp sarmalarken,bu tertemiz yüreği,kirlenmiş dünyanın kirlenmişliklerinin içinde,çiçekleriyle birbirlerine yaslanmışlar .
Alın teri , kovasını doldururken, sırtı keskin bıçaklı zorluklara rağmen gülümseyen çiçekleri , ekmek teknesini yalnız bırakmamış.
Peki ya karnını !
Karnını kim , nasıl doyurmuş?
Bir lokma ekmeği,
En yumuşağından bir tutam şefkatle,
En duyarlısından bir tutam vicdanla,
En karşılıksızından bir tutam sevgiyle,
En hassasından bir ciğerpareyle
katık edip , acımasızlıkların tükendiği, bembeyaz sevgilerin birbirleriyle sevgi yarışına girdiği, pespembe hayallerin dans ettiği, masmavi dileklerin gerçekleştiği, rüyalarını süsleyen sıcacık yuvasına kavuşmayı beklemiş beklemiş beklemiş…
Sonra mı?
Uyuyakalmış hep aynı rüyayı gördüğü tılsımlı diyarlarda.
Körpecik yürekli
Minik adam.

Aynur Ateş Aydın 2018

Deneme

Aydınlığı Kurtarın Prangalarından

Uyanırken sabaha gündüzün habercisi Güneş’le, coşku dolu yüreklerin içi içine sığmaz, gözlerinin içleri parlar ışıl ışıl. Gülümseyen güller açar yüzlerinde. “Yepyeni  umutlarımızın baş tacı , günün aydın olsun .”diyerek selam verirler.
Bazı yüreklerinse ağzını bıçak açmaz. Çünkü gönüllerine hiç bir zaman doğmamıştır ki Güneş! Yüreklerinin simsiyah kadifeden perdeleri hep kapalıdır.Işık nedir bilmezler ,tanımazlar.
Tuhaf değil midir?
Herkesin aynı anda aynı gündüzü yaşarken,aynı sabaha uyanırken; aydınlıklarının farklı olması!

Ve hatta; herkesin aynı anda aynı geceyi yaşarken,kör karanlığın emektar bekçilerine, aynı yıldızlara ve Ay’a bakıp, karanlıklarının farklı olması!
Peki ya herkesin içinde barındırdığı hatıralar?Yüreklerinde taşırlarken onları,kimileri delip geçmişlerdir serseri bir kurşun gibi; Okumaya devam et “Aydınlığı Kurtarın Prangalarından”