Şiir

Bir Rüyaydı Sadece

Canı damarlarından çekilmiş bir yaprak düşüverdi,
Dili damağı kurumuş bir tulumbanın önüne.

Aralık kalmış bahçe kapısına dokununca rüzgârın eli,
Yağmurlara karşı yüzü pas tutmuş bakır tenli çıngırak ,
bir anda çınlatıverdi
Mazideki anıların sessizliğini.

Sabahın mahmurluğunu karşılarken mis kokulu yaseminler,
Ailenin en büyüğü manolya,
Tüm olan biteni izliyordu baş köşeden.

Gezintiye çıkmış sabah misafiri
bal arısı kahvaltı masasına kurulmuştu çoktan.
Kendisi için açılmış servisteki bal kasesine,
kafa üstü dalışa geçmişti bile
Lökür lökür.

Ya balkonun altında bekleyen
Sabahın diğer konukları.
Bahçenin Tarçın’ı ve Duman’ı.
Masanın bahçe köşesinde
Peynir tabaklarının servisini dört gözle beklemekte,
büyük bir saygı ve minnetle.

Ama ne bir bal kasesi
Ne de bir peynir tabağı
Ne bahçe kapısının çıngır çıngır sesi
Veya onları izleyen naif mi naif manolya.
Yıllara meydan okurcasına hatırlanan,
Ve bir daha asla açılmamak üzere kapanmış o kapının,
arkasında kalmış yaşanmışlıklar.
Bir rüyaydı artık,
Sadece bir rüya.

Aynur Ateş Aydın 2020

Şiir

İz Bırakanlar

Gölgeli günlerde Güneş’iniz olmuş,
Hayatın zifirinde ise kutup yıldızınız.
Ne zaman gözleriniz buğulansa,
Dayanacak omzunuz olmuşlardır.
İz bırakanlar.

Kilitlendiğinde yüreğiniz,
Usulcacıktan açan anahtar olup,
Tek bir şefkatli dokunuşla ,
Tek bir tatlı sözle fethetmişlerdir yüreğinizi.
İz bırakanlar.

Gözyaşlarınız düğüm düğüm
esir alınca boğazınızı,
Ve yutkunamadığınızda, nefessiz.
Bir bardak su olup,
Soluksuzluğunuza soluk olmuşlardır.
İz bırakanlar.

Kimi zamansa,
Kimselere güvenemez,
Kimselere inanamaz,
Kimselere açılamaz olmuştur, küskün yüreğiniz.

Hiç dinmeyen ,tarifi imkansız acısısıyla kıvranan  yüreğinize,
Öylesine keskin bir kesik bırakmıştır ki ,
Hani gerçek dost diye bağrınıza bastığınız,
İz bırakanlar.

Peki ya en mutlu olduğunuz o nadide anlarda.
Yanaklarınız pembe pembe gülümserken,
Gözlerinizin içi ışıl ışıl parıldarken,
Yüreğinizden , hani şöyle doya doya ,tadını çıkara çıkara,
Bu defa üzüntüden değil
mutluluktan akan gözyaşlarınızla kahkahalar atarken,
Gönlünüzde bembeyaz papatyalar açtırıp,
Manolyadan aldığı en hassas sevgisiyle yüreğinizi sarıp sarmalayan, sizi sadece siz olduğunuz için seven,
İz bırakanlar…

Gönlünüzdeki yeri ise ,
Dünya döndükçe doldurulamayan,
Yüreğinizin mahremiyetinde sakladığınız,
Ömür boyu örnek aldığınız,
Gönlünüze taht kurmuş,
En naif duygularınızın içinde yaşattığınız,
İz bırakanlar.

Hatırladıkça ve andıkça
Yüreğinize can katan ,
Sizleri alıp alıp uzak diyarlara götüren,
Son nefesinize kadar sizinle yaşayacak,
Silinmesi imkansız,
Tarifi de imkansız,
Hele anlatılması …
Ölümsüzlük gibi imkansız olan.
İz bırakanlar.

Bazen çok acı bir kesikle,
Bazen de andıkça ya da aklınızdan her geçirdiğinizde,
yüzünüzde gülücükler açtıran,
Yüreğinize , ömrünüze ve aslında size!
Evet ya size!
İz bırakanlar vardır .
İz bırakanlar…

Aynur Ateş Aydın 2020

Şiir

Zamanın Zembereği

Zembereği kurulmuştur zamanın ezelden.
Soluksuzdur,sessizdir.
Bahsetmez hiç ebediyetten.

Yakalamak istedikçe zamanı insanoğlu.
Koşuşturup durur hiç mi hiç soluklanmadan.
Ve aslında;
Çok yaklaştığını düşündüğü anda bile,
Dönüp, bakmak isteyince tek bir anısına ,
Bakamayacak kadar çok uzaktadır geçmişe yazılmış her bir satıra.

Kırmak ister zembereğini zamanın.
Yakalamayamadığı,
yaşayamadığı ve yaşatamadığı onlarca güzelliğin,
Akıp gitmiş olmasının acısını çıkarmak ister.

Burnunun direği sızlaya sızlaya,
Yüreğinde sakladıklarıyla konuşa konuşa,
Boğazında düğümlenen geçmişin hasretleriyle,
Zamanın çarkına,
Sayıp söve söve,
Yüreğinin çığlıklarıyla haykıra haykıra,
Anılarını esir almış acılarının intikamını almak ister.

Nefes almadan dönüp duran saatleri,
Kucakladıkları akrep ve yelkovanlarıyla kırıp dökmek ister.

Ardından da;
Zamanın zembereğini bozup,
İstediği anda durdurup,
İstediği anda kurmak ister.
Ezelden ebediyete ,
Ebediyetten ezele…

Aynur Ateş Aydın 2020